HOLLANDA

 

Ceren’in Amsterdam Notları

 

 

Uzak mesafe ilişkilerinin en büyük sorunu ortak nerede buluşabiliriz. Biz de bu sefer Amsterdam olsun dedik tabi biraz da son dakikaya kaldık. Biletler uçmuş, hoteller de öyle ama olsun. Herkese çekici gelen bu kanal şehri görülmeli. Rezervasyonda geç kaldığımız için Amsterdam merkezde otel bulamadık o yüzden hemen sınırda olan Diemen’de airbnb ile bir evde kaldık. Tramvayla 20 dakika mesafede ki biz Türkler için hiçbir şey. Bu sefer listemde müze yok sadece alternatif ne yapılabilir tadında işaretlediğim lokasyonlar var zaten buraya ilk gelişim. Evet her yer bisiklet, araba kullanımı az, evet binalar çok güzel, milyon tane kanal var, herkes aşırı mutlu sürekli bir eğlence ama olmadı oldurtamadım, bana çok yapay geldi. Hemen taşlamayın sevmeyen de çıkabilir yani.

 

 

Hava Durumu

Bayramda İstanbul kavrulurken, burası tam kıvamındaydı. Bir şort, t-shirt ceket, oh hava tam canını sevdiğim tadında. Kışın çok soğuk oluyormuş ve yılın çoğu zamanı yağmurlu. Hem yağmur hem soğuk kombosundan hoşlanmıyorsanız, yazın gelmenizde fayda var. 22- 24 derece arasında gezindi durdu bence çok makul. Bavula iki kalın şey koymayı ihmal etmeyin benden söylemesi. Hava çok sıcakken birden soğuyabiliyor.

 

Yapılacaklar

Spesifik olarak Bulldog’a gitmeye gerek yok illa ki her yerde karşınıza çıkıyor, kanal bölgesini takip edin yeter. Madame Tussauds’a gitmeyi aşırı gereksiz buluyorum onu da hemen söyleyeyim. Londra’dayken ücretsiz girme şansım olmuştu, müzenin sonundaki korku tüneli hariç benim ilgimi pek çekmedi, tabi ki hepsiyle fotoğraf çektim ama olmasa da olur.

Fotoğraf çekmek içinse Magna Plaza ‘dan Dam meydanına geçip ordan kanalda bisikletlerin önünde iki artistik pozla ayrılabilirsiniz.

Susadığınızı düşünerek buraya gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum: Brouwerij ‘t IJ . Rüzgar gülüne kurulmuş bu şahane mekanda kendi yapım biraları dahil birçok çeşit bulunmakta ve fiyatlar tabi ki çok makul 3 Eurodan başlıyor. Dışardaki alanda kumlara kurulmuş olan sedirlerde bu atmosferi yaşayın, aldığınız en keyifli soluklanma olacak.

Tiklerin atılmazsa atılmazı müzeler bölgesine gidip , I amsterdam yazısının önünde de tabi fotoğraf çekiliyoruz ama turist yoğunluğu harflerin tepesinde inanılmaz bir artış gösteriyor. Yazının çıkabildiği ölçüde çekiliyoruz , umduğum da başka türlüsü değil ya neyse.

Nemo müzesi’nin terasında şehre kuş bakışı bakıp hiç ummayacağınız kadar lezzetli yemeklerinin tadına bakın. Nemo’dan dönüşte hemen köprünün ayağında kanal kenarında bir pub var, orası da güzel bir alternatif olabilir.

Farklı bir şeyler yapmak isterseniz ve vaktinizde varsa Efteling’e bir bakın. Disneyland’ın Hollanda şubesi, biz hava şartları sebebi ile gidememiştik. Karanlıkta neon ışıklarda golf’de oynayabilirsiniz. İnternet üzerinden araştırma yaptığınızda o kadar alternatif çıkıyor ki, bence klişe gezilecek yerler listesinde kısıtlı kalmak çok manasız.

Amsterdam Central’ın hemen arkasında karşı kıyılara geçmenizi sağlayacak ücretsiz vapur seferleri bulunuyor burdan kanalın hemen kenarında bulunan publarda kurulmuş şezlonglarda yatarak içkinizi yudumlamak paha biçilemez, gidin görün yaşayın. Ben Pllek’e gittim, hemen kanalın kenarında kumlu bir alanda prefabriklerden oluşturulmuş bir bar, içeride resturant kısmı, dışarda da masalar, sedirler, kocaman şezlonglar. Amsterdam’daki en güzel anlarımızı orda geçirdik, aşırı romantik ve eğlenceli, e sevgilim de yanımda daha ne olsun!

 

 

 

 

 

 

 

Yemek

Müzeler bölgesine yakın Food Hallen’da farklı bir tat arayan veya aynı lezzetlerden hoşlanmayalar için güzel bir alternatif. Bir çok farklı mutfağı tek bir yerde bulabiliyorsunuz. Ben hint mutfağını tercih ettim. Winkel’i duymaktan gına gelmiş olabilir ama elmalı turtanın arşa çıktığı bu küçücük cafe’ye gelmemizi boşuna tavsiye etmiyorlarmış, herkesin bir bildiği varmış. Ben ki elmalı turta’dan hoşlanmam meğer kimse düzgün yapamıyor diye hoşlanmıyormuşum. Peynirin ana vatanında fondue’den bahsetmemek olmaz, mutlaka şans verin fakat sadece bunun üzerine kurulu restaurantlardansa, küçük ve pub konseptli restaurantlarda her zaman yerel yemeklerin daha lezzetli olduğunu unutmayın. Öğle yemeklerini geçiştirmek için şehrin her yerinde bulunan market zinciri: Albert Heijin’den sandwich, salata, sushi ve daha fazla yiyecek temin edebilirsiniz. Yanına bir Heineken eklemeyi unutmayın, yanlış hatırlamıyorsam 1.20 Euro gibi bir fiyatı vardı.

 

 

 

Publar

Şehirdeki insanlar sürekli içme halinde olduğu için publar genelde çok kalabalık, bara ulaşmak için büyük sıkıntı yaşıyorsunuz, tavsiyem kendi içeceğinizi alıp kanal kenarında oturmanız, hem çok daha ucuz hemde kalabalıktan sıyrılıp, etrafınızı izleyip daha çok eğlenebileceğiniz bir seçenek olur. Herkes bi kafada olup siz ayık olunca kesinlikle daha çok eğleniyorsunuz bu bir gerçek. En merak edileni tabi ki bende denedim, ama bende magic mushroom’un vermiş olduğu ufak bir aşırı gülme hali dışında otun bir etkisi olmadı, sanıyorum bir şeyleri yanlış yaptım, yada en alt dereceyi aldığım için beni etkilemedi.

 

 

 

Zaanse Schans

Amsterdam’a kadar gelip burayı görmeyen gezginlere de yazıklar olsun. Belki de memleketin en güzel köşesini görmeden gidiyorsunuz, haberiniz yok, pes. Amsterdam central’dan trenle 20-25 dakikalık mesafede, yel değirmenlerinin, şirin evlerin olduğu, mavi ve yeşilin birbirine karıştığı ütopik bir köy. Hesap makinesiyle bile çekseniz kötü çıkma ihtimalinin olmadığı bir yer, hayalinizi hani o derece zorlayın. Bir yerde ineklerin otladığı, bir yerde keçilerin pineklediği, koyunların evcilik oynadığı, horozların öttüğü küçük bir peynir dükkanının bulunduğu harika bir yer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peynir Ciddi Bir Mesele

Her yerde peynir dükkanı bulabilirsiniz, buralarda tadım yapıp, şehrin her köşesinde bulunan süpermarket zinciri Albert Heijin’lerden beğendiklerinizi alabilirsiniz. O kadar çok çeşit var ki , insanı büyük sıkıntıya sokuyor. Küçük kalıplar halinde bir çok farklı çeşidi almak daha mantıklı. Benim favorim kesinlikle keçi peyniri oldu.

 

Market konusunu açmışken, burdaki mayonezler bir başka, çok lezzetli ve esanslı, herhangi bir restaurant , cafe veya seyyar patates kızartması satan yerlerde deneyip öyle almak mümkün. Arkadaşlarınıza hediyelik almak isterseniz, Hollanda’nın o meşhur kunduralarından anahtarlık şeklinde olanlarından veya red light’tan +18 diye nitelendirebileceğimiz esprili hediyeler de alınabilir, daha anlamlı olur. Hediye konusunda yaratıcı olun, sadece magnet almayın gençler.

                                                                          CEREN ERGİN